20 Ekim 2020

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR, TOPRAK; EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
MİTHAT CEMAL KUNTAY

 
KÖŞE YAZARLARI >> Zafer BAŞARAN
MEREHBA(KÖYLÜ COCUĞUYUM BEN)

                                                                                                              

                                                                        

 

                                                                          

M E R H E B A

        

         Güldibi Köyümün güzel insanlarına merhaba !

        Merhaba güzel olan her şeye

        Güzellikler yaşamak isteyene merhaba !

        Sevgiyi acıyı paylaşanlara merhaba !

 

        Güzel bir deyiş vardır ;

        Sevgi paylaştıkça büyür: Yücelir,herkese ayrı bir doyum ve haz verir.

        Acılar ise paylaştıkça küçülür:Erir,kaybolur ve güç verir.

       

        İnsan oğlu acılardan kaçmak istemiştir hep,

        Sevgiyi bulmak yaşamak istemiştir,

        Ama hayat acı ve sevgi birleşmesidir,

        Acıyı bilmeden sevgiyi bilmek mümkün müdür?

        Acıyı sevgide, sevgiyi acıda bulmak mümkün,

        Sevmeden acıyı duyamazsınız.

 

        Ne mutlu acısını ve sevgisini paylaşanlara!

        Ne mutlu acısını ve sevgisini paylaşan köyümün güzel insanlarına.

 

      “Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.

        Yaşamdır,keyif almayı değerli kılan”

 

Köyümün Yağmurları

 

Eğer ölürsem buralarda.

Eğer benim için ağlayan biri varsa başucumda.

Vasiyetimdir

Beni götürsünler doğduğum topraklara.

Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar.

                                                                                                          

 

                    İlkokul sıralarında en kolay ezberleyip terennüm ettiğimiz şarkı hiç şüphesiz sözleri şair Ahmet Kudsi Tecer’e ait olan “Orda bir köy var, uzakta. O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da. O köy bizim köyümüzdür.” sözleriyle sürüp giden şarkıydı. Çocukluk günlerimizde sıradan bir şarkı gibi gelirken nedense şimdi daha bir anlamlı daha bir iç parçalayıcı manaya büründü sanki. Köyünü terk edip gurbet elleri mesken tutmak zorunda kalmış bizlere o günden bir mesaj mı veriyordu dersiniz…

 

                Bugün türlü politikalarla köyler boşaltılmış, insanlar kentlere üst üste yığılmışlardır. Üst üste dedim. Bu bir gerçektir. Bir apartmanın nüfusu bir köy nüfusu kadar var neredeyse. Buradaki  köy nüfusu ifadesi” elbette sadece sayısal yani nicelik arz eden bir tanım. Orada, köyün niteliklerini; sıkı komşuluk ilişkileri, yardımlaşma, sevgi saygı…vb insani hasletleri bulamazsınız. Koskoca apartmanda bir tek tanıdığınız yoktur. Yaşarken mezara girmiş gibisinizdir. Ne garip….

 

                 Kentlerde “her gün, bir ayrılık, her gün bir gurbettir.” Belirli saatler vardır. Bunlara uymak için programlar yaparsın, hedeflerin olur, plan kurarsın. Nasıl ki seri üretim yapan fabrikada bir kademe tezgahı arıza yapınca diğer tüm tezgahlar da otomatik olarak devre dışı kalır, kent yaşamında da örneğin; işe giderken otobüsü yada servisi kaçırdığında zincirleme olaylar başlar. Yıkılan domino taşları gibi… Gece geç vakitte döndüğün yer ev midir, lokanta mıdır yoksa otel midir varın siz hesap edin. Gün boyu ayrı kaldığın aile bir aradadır ama vakit uyku vaktidir. Gün olur çoluk çocuğun seni hiç göremezler. Bu ayrılık hasreti ancak iple çekilen Pazar günleri sona erer gibi olur…

 

               Köyler, kentte yaşayan insanların akciğerleridir. Her türlü kirliliğin hüküm sürdüğü kentler aslında birer ömür törpüsüdürler. Ne vakit ki, düğün olur, bayram olur, seyran olur koşar gider eğlenir, soluklanır iki nefes alırız. Öte yandan kaza olur, hastalık olur, ölüm olur bir vesiledir yine koşar gider ah eder vah eder, ağlayıp inler

iki nefes alırız. Eş görür, dost görür, selamlaşır, sohbet eder, halleşir, helalleşir rahatlarız.

Köyün vefalıları ona sahip çıkanlardır. Ve kente göçenler onlara çok şey borçludurlar. Evet, köylü canından bezdirilmiş, köyü terk etmeye adeta zorlanmışlardır. Köy nüfuslarının üçte ikisi artık kentlerdedir. Köylerimiz boşaltılmıştır. Kente göçenlerin yanında köyde kalanlarımız da vardır.

 

              Onlar aslında cesur olanlarımızdır. Onlar vefalı olanlarımızdır. Her şeye rağmen köyde kalıp ata ocağını tüttürmeyi tercih eden, köylerimizi ayakta tutan onları yaşatan, iyi günde yada kötü günde bir araya toplaşmamıza vesile olan köylü halkımıza biz kentliler aslında çok şey borçluyuz. Onlarda olmasa… Allah onları başımızdan eksik etmesin.

 

Vasiyetimdir. Şairin dediği gibi “Eğer ölürsem buralarda.Beni götürsünler doğduğum topraklara. Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar.

 

 

GÜLDİBİ KÖYÜMÜN ADI

 

         Güldibi Köyümün adı

         Göç etti çoğu gençlik kalmadı

         Okuyan okudu, gurbete daldı

         Bu köyde bir zamanlar ne şenlik vardı

      

                                                                                                          

         Çocukluğum  geçti benim bu köyde                  

         Çobanlık yaptığım eski günlerde

         Basmadığım yer kalmadı dağda derede

         Unutuldu o günler şimdi nerede

 

         Ormanı var,bahçesi var ,fındığı var

         Soğuk olur bol akarsu buz gibi suları

         Tütün dikerdi,kırardı o güzel insanlar.

         Unutulmaz köyümde yaşanan anılar.

 

         Akarsuyu ,dağları ,yılan gibi yoları

         Çok güzeldir evleri , bahçeleri

         Ne hoştur inciri,üzümü

         Kışın soğuk yazın serin olur havası.

 

         Köyümün içinden akar akarsuları

         Kıvrım kıvrım dolanır sular toprağı

         Unuttum sanmam size gelmeyi

         Dostluğu başkadır benim köyümün

 

         Kuş olup ta uçup gitsem

         Kanadımı açıp gitsem

         Bu ülkeden göçüp gitsem

         Varacağım yer köyümdür

 

 

KÖYLÜ  ÇOCUĞUYUM  BEN

 

  

         Köylü çocuğuyum ben ,

         Yüzümde karalar,gözlerimde umut var.

         Köylü çocuğuyum ben,

         Ellerim bomboş ama sevgilerim var.

        

         Gayesi bozulmuş dostlukların,

         Köylü çocuğuyum ben,

         Dosta alabildiğine duygularım var.

 

         Sitem ederim kimi zaman hayatıma,

         Benim daldan dala izlerim var,

         Köylü çocuğuyum ben,

         Dağdan dağa yollarım var,yolculuklarım var..

 

         Dalarım gökyüzüne,seyrederim olup biteni

         Bulutlar yarışır gözlerimde

         Alırlar kötülükleri uzaklara götürürler

 

         Ben köylü çocuğuyum,

         Bulutlarım var benim,

         Beni anlatırlar mavilere,maviliklere.

 

         Ben köylü çocuğuyum,                                                                                                

         Ağlarım uzun uzun,yapayalnız gözlerimle

         Söylerim Türkülerimi yalnızlarıma

 

         Köylü çocuğuyum ben,

         Gölgelerim vardı benim akşamlarında

         Ana baba dede nine misafirdik komşuya

         Akidelerimiz vardı, Ayşe yengemin verdiği

         Tatlı dilleri vardı,tadına doyumsuz sevgileri

          

          Köylü çocuğuyum ben,

          Komşuda her zaman yatacak yerimiz vardı

          Kıvrılırdık minderlerin üzerine

          Uykularımda ideallerim vardı benim

          Köylü çocuğuyum ben,GÜLDİBİ köyümün adı

               

          Hepinize sevgi ve saygılar sunarım.

                                                                10 ocak 2008

   Tel:05304188366                                   

   

                                                                   Zafer  BAŞARAN    

Okunma Sayısı : 4462

 
Yorumlar
Yorum Bulunmamaktadır.
 
Yazarın Diğer Yazıları
ZAFER BAŞARAN
A İ L E M
YAŞADIĞIM KADAR SEVİYORUM VE İNSAN
BABAMA MEKTUP
ANILARIM
HATİP HOCAMIZ
DEĞİRMEN HATIRALARI
CANIM MESAİ ARKADAŞLARIM(DOĞUM GÜNÜM)
İLK OKUL RESİMLERİMİZ(1970)
GEÇMİŞTEN GUZEL RESİMLER
 
Her hakkı saklıdır. www.guldibikoyu.com-2011
Bu sitenin tüm hakları saklıdır. Sitedeki resim, yazı ve diğer materyaller kaynak gösterilse dahi izinsiz kullanılamaz.