20 Ekim 2020

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR, TOPRAK; EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.
MİTHAT CEMAL KUNTAY

 
KÖŞE YAZARLARI >> Zafer BAŞARAN
DEĞİRMEN HATIRALARI

DEĞİRMEN HATIRALARI

DEĞİRMEN HATIRALARI (ADI ViRAN KALDI ViRAN-GÜLDİBİ DEĞİRMENLERİ (CİSGİVLİ)  

                       Ben bu yazımda Güldibi Köyümün güzel insanlarına çocukluk yılarımda görüp hatırlayabildiğim kadarıyla “Köyümüzün değirmenlerini ve anımı anlatacağım. “Çocukluk iyide geçse kötüde geçse Cennettir” derler.O çağa dönüp bakınca bir masal kapısı aralanıyor hemen önümde O kapıdan güzel Güldibi Köyümün giriyorum cennete.   Köyümüzdeki değirmenler yanılmıyorsam beş yada altı taneydi.

                      Dedemin(Şevket BAŞARAN) hayvan derisinden yapılmış sırtına asılan her hanenin olduğu gibi guda (gürcicesi) sı vardı.(Guda ; içine mısır ve buğday koyulur değirmene götürülür,değirmenden gelirken de içine un konulurdu). Dede deyince aklıma geldi,belki hepimiz için dedelerimiz bizler için neler ifade etmezki? Muzurluk yapmışsan sığınacak bir güç,her zaman hoşgörü ve affetme, kimi zaman şımartılma ve naza çekilme,kimi zaman oyuncak,hediye ve oyun kapısı ama her zaman için bir güven ve gurur kaynağıydı. Dedem seksen yaşının üzerinde bulunmasına rağmen(1997 yılında Hakkın Rahmetina kavuştu), uzun boylu, dinç,işten güçten kopmamış adeta baharın gelmesi ile birlikte  hayata sımsıkı sarılır sağlıklı ve mutlu yaşamanın sırrının çalışmak olduğunu her zaman çalışkanlığıyla belli ederdi. Dedem değirmene giderken sevgi  dolu  olurdum,değirmene dedemle birlikte patika yollardan giderdik,bazen elerinden tutar bazende ceketinin bir tarafından tutardım. Karşı komşumuz Yusuf Amcamın (Yusuf Kesim) değirmenin tamir edilmesi gereken yerlerin tamir edişini ve Komşumuz güler yüzlü Bahadır Amcamın(Bahadır Güler) sırtında Guda sıyla değirmene , her tarafı kar kaplamış yollardan gidişi ve gelişini unutamam.   Değirmenlerimiz görülecek şeydi değirmenler yamulmuş tahta duvarlar,tavana yakın ufacık pencere ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı sonra dönen kocaman değirmen taşları ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday,mısır,çavdar,her çeşitten ekin çuvalları karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar.Yukarıdan tahta oluktan inen sular,kavak ağaçlarından esen kış rüzgarı gibi uğuldardı.   0nlar bizim ekmek teknemizdi. İnsanlarımızın az sayıdaki ortak kullanım alanlarından biriydi. Kırsal hayatın enneşeli ve en romantik köşeleri……… Mekanı daracık fakat kapısı herkese açık hayır kurumları……….

Patika yollarında sevgilisiyle karşılaşmak için gençlerin cirit attığı, bu vesileyle bir anlık da olsa göz temasını kurabilmek için fırsat kolladığı,nişanlıların ise buluşup konuşma fırsatı bulabildikleri yegane adres. Küçük bebeği olan annelerin uykusuz uzun gecelerin ardından muhtemelen kahvaltıyı bile yapmadan evde un azaldı bahanesiyle  kaçamak yapıp geldikleri, ninnisine kapılıp su sesleri arasında serçemisal uyuyakaldıkları daracık odalar………..  

İşten başını kaldıramayan cefakar kadınların sıra kapmak için geldiklerinde tesadüfen karşılaştıkları arkadaşlarıyla bir nefeslik dinlenmeye ve sohbet etmeye fırsat buldukları, her türlü darlığına ve gürültüsüne rağmen köyde çekiştirmedik komşu bırakmadıkları dedikodu locaları………

Açıktan türkü söylemeyi ayıp sayan genç kızların,gürültüsünden faydalanarak kamufle oldukları,en tatlı nağmelerini özgürce seslendirebildikleri doğal stüdyo………..    

Delikanlıların ortak hobileri olan tabanca ve atmaca resimlerinin duvarlarına nakşedildiği, şairleri aratmayacak cinsten edebi cümlelerin ve manilerin kapısına özenle kazındığı sanatsal yapıtlar,kitabeler…………….

Dere boyu su kenarlarında belli aralıklarla inci tanesi gibi dizilmiş,gündüzleri insanların dolup boşaldığı,geceleri ise sabahlara kadar çarpık ayaklarıyla dans edip horon tepen perilerin mesken tuttuğuyer…. Ne elektrik ne benzin ne doğalgaz;sudan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan ve durmadan çalışan ömürboyu garantili masrafsız atölyeler………….  

Diz boyu karın üzerinde bata çıka yola giden ,dere boylarında çulluk ya da yaban ördeği avına çıkan amatör avcıların  kardan ve tipiden kaçıp sığındığı,sigarasını ıslatmadan yakabildiği mola  yerleri….. Evet, farkettiğiniz gibi bu yazımda Köyümüzün Mimarisinin en tipik örneklerinden, bölgemizin tarihi ve kültürel  değeri yüksek, her tarafı nostalji kokan yapılarından söz ediyorum. Bugün artık yanına bile uğramadığımız ,kaderiyle baş başa bıraktığımız,ölmeye terk ettiğimiz Değirmenlerimiz. Oysa bir zamanların  Köyümüzun en gözde mekanıydı onlar. Hemen hemen her akrabanın ortak olduğu bir değirmen mutlaka vardı. Bu olağan üstü durumlar için gerekliydi. Fakat normal zamanlarda, ayarı düzgün randımanı yüksek olanlar daha çok kullanılırdı. Bu yüzden bir çok değirmenin anahtarı bile yoktu.

Her şey buğday ekmeğinin soframıza girmesiyle başladı. Artık unumuzu pazardan alıyorduk. sofralarımızı şıl ışıl, ekmeğimiz bembeyazdı. Ağzımızın tadı da, ekmeğimizin adı da değişiverdi. Oysa değirmenler köy hayatının ayrılmaz bir parçasıydı. Günlük konuşmalarımızda sıkça yer alırdı. Bugün bile bazı ırmakların adı “Değirmen ırmağı”dır. Orta boy sepetlere ”Değirmen Sepeti”denir.   Yöremize ait türkü ve destanlarda değirmenle ilgili ifadelere sıkça rastlanması bunun kanıtıdır:   

Ey değirmen değirmen

Issız yerde durursun

Ne mutlu olsun sana

Ne güzeller görürsün  

Bugün gurbette yaşayan Güldipliler tatil için köylerine gittiklerinde onlara eski günlerini, gençlik anılarını hatırlatacak ve memleketine olan bağlılığını daha da pekiştirecek yegane varlıklardır değirmenler. Ata yadigarı güzelim sanat eserlerini gelecek kuşaklara taşımak hepimizin görevidir. Bu kültür mirasına hayırsever insanlarımızın sahip çıkmasını bekliyoruz. . Bir gün mezara girdiğimizde öncelikle hangi konudan sorguya çekiliriz bilmiyoruz. Fakat mezardaki dedelerimiz bizden fırsat bulsalar öncelikle değirmenler konusunda hesap sorarlardı diye düşünüyorum. Çünkü onlar çok zor şartlarda ve son derece kıt imkanlarla bu eserleri bize kazandırdılar.Artık bu kültür mirasını cinlerin horon teptiği,örümceklerin yuva yaptığı viranelikler olmaktan kurtarmanın zamanı gelmiştir. Kurtaralım ki dedelerimizin de ruhu şad olsun. Köyümdeki değirmenler artık- VİRANE’dir.

Geçmişimizi hatırlatan hatıralara sahip çıkalım. Değirmenlerimizin öyküsü burada bitmez.Ama, hepsini anlatmak istersek,yerimiz yetmez……..      

Hepinize en içten dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunarım.    02 Hazıran 2010

   Tel:05304188366                                                                                                                                                               

                                                                                                                                                                         Zafer BAŞARAN  

Okunma Sayısı : 2156

 
Yorumlar
rabia kesim uygun
siteyi hazırlayanlara çok teşekür ederim.beni çocukluğuma götürdünüz.ben rauf kesimin kızı rabia
(30.10.2013)
 
Yazarın Diğer Yazıları
ZAFER BAŞARAN
A İ L E M
YAŞADIĞIM KADAR SEVİYORUM VE İNSAN
BABAMA MEKTUP
ANILARIM
HATİP HOCAMIZ
CANIM MESAİ ARKADAŞLARIM(DOĞUM GÜNÜM)
İLK OKUL RESİMLERİMİZ(1970)
GEÇMİŞTEN GUZEL RESİMLER
MEREHBA(KÖYLÜ COCUĞUYUM BEN)
 
Her hakkı saklıdır. www.guldibikoyu.com-2011
Bu sitenin tüm hakları saklıdır. Sitedeki resim, yazı ve diğer materyaller kaynak gösterilse dahi izinsiz kullanılamaz.